Yarım Kalacak Bir Hikâye

"aşk, yazılmamış olsa bile adımın üzerine

adımı aşkın üstüne kendim yazarım."


Hep aynı tının pençesinde yaşamış olmanın pespayeliği ile yaş almanın her an nefes kesen bir eylemle eşit olduğunu fark ettiğim bir sabaha uyandım. İnsan ne zaman kendini çemberin dışına atmak istese etrafına örülü dikenli teller ellerini yırtar. Her başlangıç bir sona gebe olarak doğar, insan gibi. Madem ölmeye doğuyoruz, öyleyse hakkıyla ölmenin tam sırası.


Otuz beş yaşındayım ve bu yaşıma kadar daha önce hiç yaşamadığım bir şey oldu geçen yıl. Âşık oldum. İşe giderken çamurlu bir yoldan kendimi kaldırıma atmaya ramak kala gördüm onu. İlk görüşümü hatırladım hemen. Çok seneler önceydi, yirmi beşinci yaşıma girdiğim günün gecesi, rüyamda. Evet, fantastik bir filmden fırlamış gibi duran bu hikâye benim gerçeğimdi. Şimdi tepesinde durduğum bu evin çatısından birazdan aşağıya süzülecek olmam ve binanın önünde toplanan meraklı kalabalık kadar gerçek. Onu rüyamda sadece bir kez görmüş olmam ve yıllar sonra gerçek hayatta karşıma çıkmış olması bir işaret değil de neydi? Hemen âşık olmalıydım ve onunla tanışıp hayatına girmeliydim. Fakat önce hangisi olmalıydı? Âşık olduktan sonra mı tanışmalıydım yoksa tanıştıktan sonra mı âşık olmalıydım?


Bütün bu çekişmelerle bir hafta geçirdim. O gün onu takip etmedim. Adresini ya da gittiği yeri öğrenmeye çalışmadım. Çünkü biliyordum, tekrar karşılaşacaktık. Hem zaten zorla bir şeyler yapmam onu rahatsız ederdi. Nitekim bu çok kabacaydı. Âşık olacağım kadını bu hareketlerimle ürkütmek istemezdim.


Bir haftanın sonunda beklediğim gerçekleşti. Çalıştığım bankaya geldi. Yapacağı işlemi benim bulunduğum gişeye denk gelsin diye bildiğim bütün duaları ettim. Kabul olmadı. Ama hemen yanımdaki gişede duran arkadaşım işlemlerini yaptı ve adını öğrendim. Temmuz. Doğduğum ay. İşte bir işaret daha. Artık adım atmam gerekiyordu. O, bankadan çıkıp gitti fakat ben istediğim adımı atamadım. Korkuyor muydum? Kesinlikle hayır. Ama onu korkutmaktan deli gibi korkuyordum. Öyleyse korkuyordum. Lafı dolandırma Zafer, korkuyordum de işte.


O gün sabaha kadar uyku girmedi gözüme. Hep düşündüm. Aşk ve korkaklık bir arada olabilir miydi? Ya ben bu korkuya yenik düşer ve ona kendimi belli ettiremeyip böylece ölüp gidersem diye yatakta dönüp durdum. Ertesi sabah tekrar işe gittiğimde, gözlerim uykusuzluktan kan çanağına döndüğü için, herkes ağladığımı sanıp bir yığın soru sordu. Sanki ağlamak anormal bir durummuş gibi.


Aylarca hiçbir şey yapmadım, Temmuz o süre zarfında bankaya üç kez daha geldi. Hiçbirinde işlemini ben yapamadım. O beni fark etmeyi bırakın, dünya üzerinde bankacı Zafer diye birinin varlığından bile habersizdi belki. Sonra karar verdim, otuz beşinci yaşıma üç ay kalmıştı ve ben o zamana kadar beni fark etmesini sağlayacaktım. Fakat iki ay daha öylece bekledim. Sonra düşündüm, aşk buydu belki benim için. Benim aşkım banaydı, onu tek başıma yaşamayı sevmeye başlamıştım ve bunun bozulmasını istemiyordum. Evet, kesinlikle böyleydi. Yoksa tanışmak için çok kez fırsatım olmuştu, attığım adım sayısı ise sıfırdı.


Otuz beşinci yaşıma iki hafta varken, yani bugünden iki hafta önce, bir şey oldu. Temmuz’un yakınları bir ölüm belgesi ve birkaç evrakla benim gişeme yaklaştı. Orta yaşlı bir kadın, tiz bir sesle bana bir şeyler söyledi ve elindeki evrakları uzattı. Hepsini aldım. Ölüm belgesinin üzerinde Temmuz’un adı yazıyordu. Ölüm sebebinde adını neredeyse hiç duymadığım bir kanser çeşidi. Sonrasını hatırlamıyorum, gözlerimi açtığımda hastanedeydim. İşte o günden bu lanet sabaha kadar da her gün rüyalarımda onunla gördüm kendimi. Çok mutluyduk ve benim de yanına gelmemi istiyordu. Aşıktım, onu kıramazdım.


Adım Zafer. Bugün 20 Temmuz, yani doğum günüm. Muhtemelen ölüm günüm de olacak. Yardım ekiplerini yeni aradılar. Bir an önce ölmem lazım. Korkuyor muyum? Kesinlikle hayır. Ama Temmuz’a kavuşamamaktan deli gibi korkuyorum. Öyleyse korkuyorum. Uzatma Zafer, korkuyorsun işte. Zaten hep korkaktın. Şimdi süzülme vakti. Çünkü aşk böyledir, ölüme süzülmek.



İlayda KALKAN

2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör