Yalnızlıkta Kaybolanlar: Gözetleme Kulesi

Kafamızı çevirdiğimiz her yerde görebileceğimiz insanların hikâyelerine tanıklık ediyoruz bu filmde. Geçmişinden kaçan bir adamla, bütün zamanları alt üst edip görünmez olmak isteyen bir kadın...

Hayatın bütün zorlukları insanlar içindir. Tıpkı diğer her şey gibi. Belki de çocukluktan yaşlılığa kadar yaşanılan her şey bir deftere yazılsa milyonlarca Dostoyevski romanı çıkardı ortaya. İşte, Nihat ve Seher'in yaşamları da böyle. Farklı acılardan geçmiş, kendi benliklerini bir kenara bırakıp nefes alıyor olmanın ağırlığı altında ezilen iki insan...

Nihat, ailesini kaybettikten sonra kendini yaşamdan izole etmiş biri. İlk başlarda hislerini ve duygularını da ailesiyle beraber gömmüş gibi görünse de, Seher ile tanıştıktan sonra tam olarak böyle olmadığı anlaşılır.

Yıpratıcı derecede gerçeklerle bezeli olan filmin en sarsıcı noktası Seher'dir. İlk sahnelerde kendi halinde, para kazanmak için otobüste hosteslik yapan bir üniversite öğrencisi olarak çıkar karşımıza. Asıl gerçeği, annesiyle mutfak masasında yaptığı hararetli sohbette öğreniriz. Öğrendiğimiz gibi de bir tokat yeriz. Güvenin, yakınında olan insanlarda daha tehlikeli bir şeye dönüştüğünün kanıtıdır artık Seher.

Nihat geçmişinden kaçmak için kendini yalnızlığa itmişken, Seher insanlara olan güvensizliğinden ötürü yapmıştır bunu. Ortak paydaları yalnızlıktır yani. Aslında birbirini tamamlayan bir yapbozun parçaları gibidirler. Nihat Seher'le geçmişini onarmak için vicdan muhakemesine girmişken, Seher Nihat'la birlikte güvenin asıl anlamını görmüş olur. Karşılık beklemeden, çıkarsız yapılan her şey insanın gözünde çok yüce bir yerdedir her zaman. Tek başına bir mücadelenin içerisine girmiş olan Seher de Nihat'ın ona karşı olan bu tutumunun ilk başta acıma duygusundan ileri geldiğini düşünür. Fakat durumun böyle olmadığını fark ettiğinde bunu kabullenmek de zordur. Bir kadın için, üstelik erkek egemen bir toplum içerisindeki bir kadın için, bu durumu mantığında bir yere oturtmak güçtür. Seher gibi hayatın tokadını erkeklerden yemiş kadınlar içinse neredeyse imkansız.

Son sahnelere kadar ikisi arasında yer yer çatışmalar, yer yer uzlaşmalar olur. Filmin başından beri yalnızca annesine olan tavrında küçük bir patlama yaşadığına şahit olduğumuz Seher, sonlara doğru Nihat'la amansız bir mücadeleye girer. Aslında orada kavgaya tutuştuğu kişi Nihat değil, kendisi ve yaşadıklarıdır. Belki de karşısında babasını, annesini ve ona tecavüz eden adamı görüyordu. Koca ormanda bağırışının ağaçlar arasında yok olup gitmesi gibi, yaşadıkları da öylece yok olup gitmiş bir kadındı Seher. İnsanlardan kaçması, kendini saklaması ve Nihat'ın karşılıksız iyiliğini kabullenmek istememesi de bu yüzdendi belki de.

Başlarda Nihat'ın gözlerinde görülen pişmanlık ve acı Seher'den sonra silinmeye başlar yavaşça. Vicdanının sesini susturamamış bir adamın çırpınışlarıdır bunlar. Belki acısına son vermek, yasını hafifletmek, dünyaya dönmekti amacı, belki de yalnızlığın verdiği kaybolmuşluk hissinden kurtulmak.

Bütün dünyaya bir gözetleme kulesinden bakma şansımız olsa, sayısız Seher ve Nihat göreceğimiz gerçeği apaçık ortadayken, sadece kendi ayaklarımızın dibine bakıyor olmanın iç rahatlığı hangimizi daha az kötü yapacak?


İlayda KALKAN

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör