Siyah Poşet

Hani şu doğada 100 yılda kaybolduğu söylenen çöp bidonlarını doldurup taşıran ve her yerde sıkça karşılaştığımız tekel bayi, market ve büfelerin vazgeçilmezi ham petrolden yapılan ucuz ama dayanıklı meşhur siyah poşet. Hatırladınız mı onu? Dışardan bakılınca gereksiz ama kendine has bir kokusu ve sadeliği olan o siyah poşetin içine neler sığabileceğini hiç düşündünüz mü? Kendinizi birkaç dakikalığına da olsa onun yerine koyabilir misiniz? Sizce sadece içine alkol, sigara, çerez, su veya başka yiyecek içecek atılan ucuz değersiz bir taşıma aracı mıdır siyah poşet? Bir siyah poşetin neler taşıyabileceğini bilseydiniz eğer onu çöpe atmaya kıyamazdınız. Sahi neydi bu siyah poşet?


Ben kısaca size anlatayım siyah poşetleri: Bir yaz akşamı sahil kenarında toplanmış arkadaşların gece yarısı açık yakaladığı büfenin içinde mutluluğu, neşeyi ve muhabbeti taşıdığı. Bazen ise işten atılmış ve eve gitmeye utanan bir babanın cebinde kalan son parasıyla içine doldurduğu hüzün ve öfkenin ağırlığıydı. Bazen terkedilmiş bir gencin tek başına göğüs germeye çalıştığı yalnızlığıydı. Bazen ise sadece içi çöple dolu basit, sıradan bir siyah poşetti. Üstelik bir adı da vardı. İçi çöple dolunca çöp poşeti olmuştu.


Dışardan bakılınca petrolden üretilmiş, doğada 100 yılda kaybolan ucuz, basit bir siyah poşet değil mi en nihayetinde? Ama büyük, ışıklı tabelalı, süslü yazılı, her yerinde afişler olan zincir marketlerin, parlak renkli gösterişli poşetleri değildi. Sıradan insanların, sıradan yerlerde, sıradan şeyleri barındıran, sıradan bir siyah poşetti bizimkisi. Bu basit, ucuz ve değersiz gibi görünen siyah poşetin içine neleri sığdırabileceğinizi bilseniz, en az içine koyduklarınız kadar ona da değer verirdiniz.


En nihayetinde insanoğluna dışardan bakılınca bizler de birer siyah poşet değil miyiz? Herkes rengimize, ham maddemize, satıldığımız yere baktığı kadarını bilip yargılamıyor mu bizleri de? İçimizde neler taşıdığımızı bilmeden yalnızca rengimize bakarak değerimiz belirlenmiyor mu?


İşte sevgili dostum aslında hepimiz birer siyah poşetiz ama önemli olan ham maddemiz, rengimiz ya da kullanılış şeklimiz değil. Önemli olan içimizde ne taşıdığımız, neleri sığdırabildiğimiz, neleri kaldırabildiğimiz. Bu bir parça mutluluk ya da hüzün, bir parça keyif ya da keder, bir parça birliktelik ya da yalnızlık, bir parça umut ya da heder…


Ve sonunda hepimiz dünya denilen çöp bidonunun içindeki siyah poşetleriz.

Tek farkımız, bizler doğada değil de hayatın içinde, kendi benliğimizde kayboluyoruz, o kadar.


Mert AKPINAR


Fotoğraf: Rumeysa UYAR

5 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sırasıyla