Sadeliğin İmgesi: Shadows of the Forgetten Ancestors (Sergei Parajanov, 1964)

Ukranya’da bir köyde geçen ve gerçekliğin oldukça renkli, imgeler üzerine kurulu fakat aslında doğum - ölüm arasında sıkışıp kalan oldukça sade bir süreç olduğunu anlarız Parajanov’un Unutulmuş Ataların Gölgesi adlı filminde.


Kesitler halinde gösterilen ve katmanlı bir anlatım biçimine sahip filmde, geleneklere bağlı kalmanın mevcut yaşam düzenine kafa tutmak ve trajik sonuçlarıyla cebelleşmek olduğu ve bunu yaşamın sorunsalı olduğu serimlenir.  


Filmde dini imgelere oldukça sık yer verilerek, geleneklerin tahrip olması ve bu tahrip sonucu geleneği korumak isteyen münzevi bir adamın cinayete kurban gitmesiyle adeta şeytanın serbest kalması anlatılır. Tanrı için para toplayan bir adam, kendisini suçlayan inançlı biriyle tartışıp onu öldürünce anlarız ki; gelenekler yavaş yavaş filmdeki kilisenin altındaki dehlizlere inmiştir. Hıristiyan inancına sahip biri, geleneksel yöntemlerle uğurlanır ve arkasından ağıtlar yakılır ve görkemli bir cenaze töreni hazırlanır. Oysa beden yok olur, şahsın varlığı ise başlangıç olur. Kısaca onca muhteşem gösteriye ve ağıda, geleneğe gerek yoktur. Gelenekler yaşatılarak öldürülür sahiplerince. Anlamın yıkılmasıyla, anlamsızlık aynı potada eritilir ve bu yüzden ölen adamın oğlunun babasının katilinin kızına âşık olması ve onu bulabilmek adına ölümü tercih etmesi de, geleneklerin sadelikten uzak kalmasını engellemek adına alınmış bir karardır. Ölüm eylemi, varlığın kanıtıdır.


İvanko’nun ölen karısı Marichka’ya ölerek kavuşma girişimi, üstün felsefesi olan makul bir eylem gibi gözükse de; sadeliği simgeler sadece. Ölüm bir imge olarak kullanılmıştır iki sahnede de. Babanın ölümü de geleneklerin sade bir yaşamın içinde fazlaca abartıldığını gösterir, oğlun ölümü de. Bu yüzden gelenekleri yıkarak kilise içinde kavga çıkartmak, baba katilinin kızına âşık olup onunla evlenmek üstünkörü sahnelerle geçiştirilir.


İmgelerin düzen kurması bir yana, en basit detay olarak gösterilmesi üzerine dem vurur yönetmen mükemmel görseller kullanıp film içinde diyalektik yaratarak.


Filmde çocuk doğurmak için Marichka’nın ölümünden sonra İvanko ile evlenen kadın da, unutulmuş ataların gölgesinde kalan şeytanı simgeler. İvanko’nun intiharına gerçekten de sebep olanın o kadın olduğunu anlarız. İvanko’yu aldatan, çıkarcı ve bencil karakter; İvanko’nun tek çaresinin Marichka’yı bulup sıradan bir yaşam-ölüm çizgisi içine var olma arzusuna sebep olur. İvanko için her şey imgedir ve sadeliği yaratmak yerine kaos oluşturduğu için kendisine düşmandır. Yaşamın anlamsızlığını sadeliği yıkan imgelerle tahlil eden İvanko, sadeliğe doğru bir yol alır canına kıyarak.



Sefa DEMİROCAK

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör