Mader

Ben annemi, babamın kollarında süzülen kumsal rüzgârlarında bir toz zerresiyken gördüm Saçlarının evhamından kopartılan tüm hayat, bana usulca gülüyordu Kötü vakitlerde acıyan omzunu sıvayan ellerimle Bir yorgunluktan çekmeden evvel sararırdım dizlerime Uykusundan uyanan akşam, beyza kollarını izlerdi Açardı kirli geçmişini utancından mahalle gürültüleri Ben annemi sözlerimde bir çocuk dünyaya getirirken tanıdım Dünyaya gelmek veya kalmanın acısını örerken günler üzerime Üşümenin reddine kifayet edemediğim yükten sağ eliyle kurtardı Yağmurlar içinde bir göz açmazlığı ile büyüttü suyla kardeş kardeş Perdesi kapalı çocukların perde aralıklarından baktığını dışarıya Canımı ortaya sermek için canımın olması gerektiğini oturduğum sofrada Bilgece ve hasta zihnimin ağlarını sarıyor acziyet Aciz olduğum yerde doğuyor merhametin iplikten telleri Karıncalara duran ordular bir mucizeyi hatırlatıyor bana kitaplardan İsimsiz sabahlar dönene kadar geri, bir acıyı sererdi umutlarım Bacaklarını örten ölülerin toprağını soyarak tırnaklarımla Anlatırdım bir ay doğumundan sanılan ölümümü O ölümün haşin ve mağdur bakışlarını yere kapaklanmadan Ayakları altında kalan asfalta bakarak anarım Bir yerden tanıyor olacağım, sancıları şaşalı hayatı Dedim, bu köhne âlemde senden başka ne var? Neyi göreceğim, “başka” dediğimiz nedir anne? Senden başka, şapkalı bir gelecekten söz ediyorum Şapkasız bir geçmişi kördüğüm iken çözen ellerini Müsaadenle görünmez kavgama sıkıştırıyorum İnsanlarla ettiğim bir yaşamak değil, anladım Bahşettiğin sevinç gösterdi dişi pak ve nahif masumiyeti Akça mahlas biçtim topraktan üzerine Serin ve ıssız, gideceğin yerlerden selam gönder bize.


Mustafa ÖZGÜL


Fotoğraf: Sevda GEZGİNCİ

2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Vira

Keşkeler