Kuşlar ve Kavgaları


Kar beyaz yorgan çöktü gözlere, yorgunluk akıyor damla damla bedenlere.

Bulutlardan öfkeli kuşlar geçiyor, yolculuk nereye?

-Yolculuk sineme.

Ağırlık taşın altında ezildi, kalpler ağırlığın altında un ufak zerre tanesi.

Mavi göklerin ismi yok ismi yok sineme vuran bu kaburganın.

İsmi olmayan kadınlar göklerde seyirci.


Bahçelerin içinde kurulmuş dağlar, yeşil devlerin sığınağında nefes alıp veriyor kadınlar,

Akılsız kargalar siyah gecenin içinden çıkarıyor ayaklarını; kuşlar okşuyor ağaçların sırtını.

Kavga çetin, kavga ıssız, kavga tek başına savaşın birincisi; kavgalar dönüyor içimizden, kavgalar çıkıyor sözümüzden.

Kanadı kırık bir doğulu, ağlıyor beşikteki ermiş kuklasına:

-yapma, vurma, saklama; kara kartal çalacak yavrumuzu.

Kalpler üşüyor sevgisiz bir evde, kalpler yalnızca O'nun emrinde.


Şehirleri süpürüyorlar kilimin altına, depremler alıyor intikamı, sarsılıyor kavgalar.

Ay ışığı mavisi, göğün mavisi, evin mavisi, pencere mavisi; hepsi masum, maviler masum.

Şişenin içine dökülüyor yağmur suları, kabahati bol ismi olmayan karanlığın; karanlık şafağın ertesi.

Ak gerdanlı gelinler, kara yağız deliler; kırlardan kalkacak cenazeler...

Hoş görmüyoruz öfkenin zararını, hoş görmüyoruz hop oturup kadın bedenine kalkan olmayanı.


Aşk sığmıyor gömleğimin altındaki yumruğuma, yumruksu acıma.

Düğümlenen boğazlar, kuruyan diller, benim olmayan eller...

Ah o eller...

Kavga sensin, kavga senin adın, kavga içimdeki aşkın güne bakışı.

Teselli arayan babalara, başörtüsünü mendil yapan analara; kavga sersefil bir düşman karşısında.

Her şey ve her şeyin içerisinde dairenin kavgaya kısrak oluşu.


Kapının gözünden izleniyoruz.

-Şşşşşşt! Duyuyorlar bizi!

O canavar ellerin, hayalet duygularımı tırmaladı; tükürdü ağzım küfürlerini, o kelimelerin.

-yaşamıyorum artık, ölü bedenden özür dilenmez sevgilim!



Merve Nur ŞANLI


1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Vira

Keşkeler