Geçmiş, An, Gelecek

Gidecek yer kaldı mı beton yığılı şehirlerden başka?

Söylenecek laf kaldı mı daha!

Ah,

Kocaman bir ah tüm kentler.

Küçülmüş yürekler.

Artık kalmamış, yanmış, kül olmuş,

Tükenmiş ölüm bile acıyor artık kalanlara.

Hani derler ya, hayatı şöyle yaşasaydım, böyle yaşasaydım,

Hayattan öğrendiğim dersler, vesair.

Ya yaşanamayan hayatlar neye dair?

Bir çocuğun, gencin gidişi kadar hüzünlü,

Bir büyüğünkü kadar kasvetli yaşam.

Sancırken hüznün gözyaşları kanıyor.

Hissetmekmiş, duyarlı olmakmış...

Neye yarıyor?

Giden gitmiş, kalan gitmeyi bekliyor.

Arkalarından gözü yaşlı bakıyor.

Yaşananları yazmayı düşleyen yazarlar gibi bu tarih atlası.

Kör olmuş, sağır olmuş, öfkesiz, hesapsız, korkunç olayları geleceğe taşıyor.

Gelecek geçmişi hüzünlerken,

An acılar içinde kıvranırken,

Küçücük bir çocuk ölmek istemediğini söylerken,

Bir şiir çıkıyor otağı

İlhan Berk şimdi gülsün mü ağlasın mı?

Umudun o mavi gözlü cücesi,

Göçük altından kurtaranın bebekleri,

O inanılmaz hissi.

Bir sayfa olup çıkıyor işte bir resim, bir çerçeve,

Bize sadece oralardan bir yerlerden gülümseme kalıyor.

Bize yalnız oralarda gülümsediğimiz anlar kalıyor.

Geleceğin kirli yüzüne birkaç küçük, beyaz, temiz, sağlam, mucize, masum...

Hey sen, yazıcı, bırak o kalemi elinden!

Senin bu duyduğun hissin, tarihin

Bu yaşananların altında kalır.

Taşıyamaz bu enkaz bu tarihi,

Geride yıkım kalır.


Esma Huy


2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Vira

Keşkeler