Bir İki Kelime Artığı


Şehrin önünde atlar İnce bacaklarıyla bana saygıda kusur ediyorlar Ağlıyorum ki yaşanacak günlerimi tükettim Ama ölmek için değildi hiçbirisi Mezara sakin gölgemi pek çok defa astım omzuma O cılız ellerime hastalıklı bir ses mirastır Gençler bilir tok bir geleceğin rüyasını Benim karnım ne kibrin toynakları altında ezildi Ne de doyabildi serin gözlerine Saat perişan elbiseme çarpıyor bugün Sana tutunan ellerime hayatımı bağışladım İnsanlar şehrin içinde, kirden silmekte alınlarını Pak bir kirliliğin arlanmaz demirleri sanıyor mu ki işlediğini? Günahkârlığa tembellik etmek temelli gitmeden önce Vaiz sussun da çift başlı urgan artıkları dolansın caddelerde Ağaçlara sarılan rüzgâr atkılarımızla sevişip dursun Başımızı alıp giden bu dünyanın tatlı dudağı değilse nedir? Soruyorum, inan merağımdan değil İnadımdan çivi çaktımsa da bileklerime İnsanlar bana tapsın istemiyorum yine de Alnıma güneşin o utangaç yanaklarını bulamak Ve bağırmak istiyorum toprağın eteğine söylenen şarkıları Varsa kağıt yanında bir kalem de vardır elbet Ben varsam şayet, vardır bir ben daha Ardım ardıma düştü Kirlenmesin diye infaz ettim dün gece gölgemi

Hiçbiriniz görmedi.


Mustafa ÖZGÜL

3 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Vira

Keşkeler