Bütün Mümkünlerin İhtilâli

"İnsan, kendisiyle baş başa kaldığında, uçurumlarıyla da baş başa kalır."


Her şeye aynı mesafede durabilmek mümkün müdür? Hayatın tam ortasında olmak değil midir bu?


Bir hastane yolu üzerinde yürürken zihnimize dolan belki onlarca duygu olur. Yanında hasta olan biri de varsa bu sanki iki katına çıkar. Yaşam ve ölüm defalarca kez sorgulanır ve bir sonuca varılmaz. İşte hayatın tam ortasında durmak budur. Ölüme ve yaşama aynı uzaklıkta olduğunun bilinci de denebilir.


Hüzün ve mutluluğu da buna bağlayabiliriz Zira hüzne ölüm, mutluluğa doğum demek yanlış olmasa gerek.


Hayatın ve her şeyin ortasında olmak buysa, hiçbir şeyin kıyısında olmak diye bir şey de vardır belki.


Peki neden bir şeye daha yakın olma hâli vardır hep? Dünya denen sahanın ortasında, her şeyden ırak yaşamayı isteyemez miyiz? Başını alıp gitmek deyimindeki "baş" zihnimse, düşündüklerimi arkamda bırakmam olası bir durum değildir evet. Kalbimse, hissettiklerimi içimden söküp atmam da imkânsızdır. Öyleyse, hiçbir zaman 'her şeyden' ırak yaşayamam. Mutluluk ve hüzün, yaşam ve ölüm hep peşimdedir.


Uzak nedir diye soran şaire verilecek hiçbir cevabımın olmadığının bilinciyle bütün kitapları okumaya yeltendiğimi hayal ediyorum şimdilerde. Fakat başka biri şu sözüyle yolumu kesiyor: "Ten hüzünlü heyhat... Ve okudum bütün kitapları. Heyhat ten hüzünlü, bütün kitapları okusanız da." Kaçmak, uzaklaşmak senin sözlüğünde karşılığı olmayan kelimeler demek istiyor sanki hayat.


İnsanın kendi içinde bir kez daha içre olması belki de en baş belâsı hallerden biri. Kendine dışarıdan, uzaktan bakabilse daha temkinli olabilecekken her şeyin ortasında bulması da bu yüzden. Çok kez, düşünmenin aslında insanın hayatının en önemli parçası olduğuna kanaat getiriyorum. Ama bazen de, keşke bütün duygu yetilerimi bir saatliğine bile olsa kaybetsem ve "işte buradayım, hiçbir şeyin kıyısında" diyebilsem diyorum.


Ne garip değil mi? İnsan yalnız başına olmasa bile böyle şeyler hissedebiliyormuş demek. Sebebi ne? Her ne olursa olsun yalnız hissediyor olmak mı, yoksa gerçekten de asıl düşünmesi gerekenler bunlar mı? Belki de hayat boyu kendi kendimizi kandırıyoruz. Şair, "her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize" derken haklıydı. Eğer yaşamı yokuşa süren bu iyi hallerse, bugünden itibaren tarihin tozlu sayfalarında yerini alması gerekir. Sağdan soldan topladığımız tesellilerle hayatın sürüp gitmeyeceğinin farkına varılmalıdır.


Bütün soruların cevap kapısı aynıdır belki. İnsan, dünya üzerinde bir avaredir ve dolaşa dolaşa o kapıyı bir gün mutlaka bulur. Bulmasa ne olur? Hiçbir şey. Sorular hep sorulur, cevaplar hep aranır. Belki cevapsız kalsın diye sorarız her soruyu. Belki dünya sandığımız kadar ortasında tutmuyordur hiçbirimizi. Belki tenin hüznü okuduğun her şeyle azalıyordur ya da artıyordur. Şimdi önünde duran kapıyı açsan, cevap kapısı olmadığını kim iddia edebilir?



İlayda KALKAN


Çizim: Kinuko Y. CRAFT / Artemis Dreeming Psyche Weeping

4 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sırasıyla