Aklını Yolda Bırakanların Hikâyesi: Duvara Karşı

"Dünyayı değiştirmek istiyorsan kendi dünyanı değiştir." Fatih Akın filmografisine Duvara Karşı filmi ile başlamak belki de yapılabilecek en iyi şeylerden biridir. Film için sıralanacak çok fazla "en" var, zira aldığı sayısız ödül bunun kanıtı. En önemlisi Metin Erksan'ın Susuz Yaz filminden (kırk yıl) sonra Altın Ayı ödülü alan ikinci Türk filmi olması.

Burada, filmin asıl değinmek istediği şeyler diye başlayıp beylik laflar etmek Cahit ve Sibel'e haksızlık olacaktır. Duvara Karşı, hayata başkaldıran iki insandan ibaret bir film. Baskıcı ailesinden kurtulmak isteyen, özgürlük arayışındaki Sibel ve yaşadığı acıları hayatla olan bağını kopararak sonlandırmak isteyen Cahit'in yollarını kesiştirir bu başkaldırı.

Sibel tüm çabalarına rağmen kurtulamadığı ailesinden ayrılmayı Cahit'e evlenme teklifi etmesiyle başarır. Bir zaman sonra bu evlilik Cahit'e de olağan bir kurtuluş yolu olur. Bir yola çıkarlar ve sonunu düşünmek ikisi için de mantıksızdır. Hayat içindeki bazı koşulların kadın ve erkek üzerinde bıraktığı benzer etkiler arasındaki en belirgin seçeneği tercih etmiş olmak, Sibel ve Cahit arasında bazı filizlenmelere sebebiyet verir. Aşk, onları hayata ve birbirine bağlayan şeydir. Hatta hayata olan bir diğer başkaldırılarıdır bile denebilir.

Filmin yarısından sonra aşkın tüm hallerini bize gösteren bir çift çıkar karşımıza. Aşkın içinde barındırdığı çaresizlik ve tutku Sibel ve Cahit'i tanımlamak için söylenebilecek en doğru iki kelimedir sanırım. Öyle ki, ikisine de daha önce yapmadıkları birçok şeyi yaptırır ve en zehirli duygular damarlarının içinde sinsi bir yılan gibi dolaşmaya başlar.

Aşkın onları ele geçirdiği ilk zamanlar afallamalar ile geçer ve tutarsız davranışlar da beraberinde gelir. Cahit ve Sibel artık aşkın sınamalarına tabidir. Filmde Şeref karakterinin Cahit'in aşkını itiraf ettiği sahnede söylediği bir söz var. "Aşk, böyle lunaparktaki tahta ata benzer. Üzerinde hani bir ileri bir geri gidiyormuş gibi bir his. Sanki bir yere gidiyorsun, ayağın yerden kesiliyor, bir coşku... Halbuki bir s.k.me gittiğin yok." Nitekim böyle olur. Cahit'in hissettiği yoğun duyguların içerisinde kıskançlık da baş gösterir ve onu dönülmez bir hataya sürükler. Artık her şey daha karmaşık bir hal almıştır ve karşı oldukları duvarlar aralarına girmiştir.

Kendini aramak, bulduğun an kaybetmek... Sibel ve Cahit artık bunun pençesindedir. Aşkın kuvvetli kucağı bir zaman sonra ikisini de iter. Uzun yıllar sürecek bir ayrılığın içinde Sibel tekrar yaşama tutunma mücadelesi vermeye başlarken, Cahit Sibel'e kavuşacağı günün hayalini kurar.

Film, belki de birçok insanın beklediği gibi biter. Ortada kazanan da yoktur kaybeden de. Zaten aşk bir savaş da değildir. Aslına bakılırsa aşk hiçbir şey değildir. Herhangi bir tanıma ihtiyaç duymayan her şeydir. Sebep ve sonuç kaygısı gütmeyen her şey, çok uzakta ararken aslında burnunun dibinde olan her şey, bazen yalnızlık bazen kalabalık...

Duvara Karşı, çok geç kalınmadan izlenilmesi gereken filmlerin başında gelir. Filmin bütün bileşenleri öylesine başarılıdır ki, onların yerine başka birileri olsa Duvara Karşı "duvara karşı" olamazdı belki de.


İlayda KALKAN


3 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör